Kapat
Türkiye'nin En büyük Eğitim Platformu,Veli bilgilendirme sistemi
Kayıt Ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünün Mesajları Tüm Konuları Okundu İşaretle
e-Okul.Biz | Veli Bilgilendirme Sistemi - Eğitim , Öğretmen , Ödev, Ders. Okul
        
Geri git   e-Okul.Biz | Veli Bilgilendirme Sistemi - Eğitim , Öğretmen , Ödev, Ders. Okul > EĞİTİM DÖKÜMANLARI > Ödev Arşivi > Felsefe-Sosyoloji-Psikoloji
Cevapla
Alt 17.07.09, 10:08   #1
trksh
Özel Üye
Üyelik Tarihi : Jun 2009
Konular : 1100
Mesajlar : 1.100
Meslek : []
İtibar
Tecrübe Puanı : 2
Rep Puanı : 10
Rep Derecesi
trksh is on a distinguished road
Standart Bilinemezcilik (Agnostisizm) nedir? Hakkında bilgi

Nesnelerin kendiliklerinin hiç bir zaman bilinemeyeceğini ileri süren felsefe akımı. Bilinemezcilik terimi, ilkin, İngiliz düşünürü Huxley tarafından Yunanca bilinemez anlamını veren agnostos sözcüğünden türetilerek kendi öğretisini adlandırmak için kullanılmıştır ve pek yenidir.

Terim, daha sonra, geriye götürülerek bütün bilinemezci öğretileri kapsamıştır. Bilinemezcilik, tarihsel olarak, bilimin denetinden yoksun insan düşüncesinin düştüğü büyük yanılgılara bir tepki olarak belirmiştir. Bu tepkiyi ilkin antikçağ Yunan bilgicileri göstermişlerdir. Duyumcu olan bu sofistlere göre bilgi, duyuların sonucudur, duyularımızla elde ettiğimizin dışında başkaca hiç bir bilgiye erişemeyiz.

Her kişinin duyusu kendine göre olduğundan her kişinin bilgisi de zorunlu olarak kendine göre olacaktır, herkes için geçerli bir bilgi olamaz. İnsan, kendisi için bilinebilecek tek şeyle, kendisiyle yetinmelidir. Antikçağ Yunanlıları, tarihsel koşulları içinde, bu tepkiyi göstermekte haklıydılar. Ne var ki. bilinemezcilik akımı Kant'dan, Auguste Comte'dan, Spencer'den, William Tames'den geçerek yüzyılımızın ilginç düşünürleri Sartre'lara ve Camus'lere kadar sürüp gelmiş bulunmaktadır. Kant'a göre ancak görünen bilinebilir, öz bilinemez: "Bizler sırlarla dolu bir evrende bir rüyanın rüyasını görmekteyiz.

Gerçekte bildiğimiz hiç bir şey yoktur. Bildiğimizi sandığımız şey sadece olaylardır. O olaylar ki, bilmediğimiz bir objeyle asla bilemeyeceğimiz bir süjenin birbirlerine olan ilişkisinden doğmuştur". Amerikalı pragmacı William James'e göre, "İnsanın evrendeki durumu, bir kedinin kitaplıktaki durumu gibidir. Götür ve işitir, ama hiç bir zaman anlayamaz". Pozitivist Auguste Comte'a göre, "Nesneler üstü metafizik kadar nesnelerin kendisi fizik de bilinemez. Bilim, bu iki bilinemez alanın ortasında, sadece duyularımızla algıladığımız deney ve gözlemlerin konusu olan olgularla uğraşabilir".

Akıma adını koymuş olan on dokuzuncu yüzyıl İngiliz düşünürü Huxley de aynı kanıdadır. Yirminci yüzyılın Fransız düşünürü Camus'ye göre de, "Evren uyumsuzdur ve bilinemez. İşte ağaç, sertliğini duyuyoruz. Bu kadarla yetinmek zorundayız. Bilim, giderek bize elektronların bir çekirdek çevresinde toplandıkları görünmez bir gezegenler takımından söz edecektir. Bu bir varsayımdır. Böylece dönüp dolaşıp şiirin alanına geldiğimizi ve hiç bir şeyi bilemeyeceğimizi anlarız". Bütün bu yanlış düşünceler çağdaş diyalektiği bilmemenin ya da bilmez görünmenin sonucudur.

Metafizik bilinemezcilik haklıdır, çünkü metafizik birtakım gerçekdışı tasarımlarla uğraşır, gerçek olmayan şey yok dernektir ve yok olan şey de elbette bilinemez. Oysa bilimci olduklarını iddia eden bütün bilinemezcilikler bilimdışıdırlar, çünkü bilimin konusu olan nesnelerin kendilikleriyle bilimin amacı olan bilinebilir ligi yadsımaktadırlar. Bu blinemezcilik'lere, çağdaş diyalektikten çok önce, Alman düşünürü idealist Hegel gereken karşılığı vermiştir: "Bir nesnenin bütün niteliklerini biliyorsanız nesnenin kendiliğini de biliyorsunuz demektir. Geriye bu nesnenin sizin dışınızda varolmasından başka hiç bir şey kalmamaktadır. Duyularınız size bu gerçeği de öğrettiği zaman Kant'ın o ünlü bilinmez'inin geri kalan yanını da kavramış olursunuz".

Bununla beraber Kant, yaşamının son yıllarında, "inana yer bırakmak için bilgiyi sınırlandırmak" istediğini itiraf etmiştir. Gerçekten de bilinemezcilik her zaman Tanrıbilimden ve dolayısıyla egemen sınıflardan yana olmuştur. Çünkü nesnel gerçekliğin bilinemeyeceğini söylemek, insanları inana çağırmak demektir. Ünlü bir diyalektikçi şöyle der: "Böylesine görüşlerin niçin ileri sürüldüğü sorulabilir. Çünkü bilgi ışık saçar, ışıksa herkesi hoşnut etmez. Karanlık çıkarlar ancak karanlıklarda elde edilir. Bilgiyle aydınlanan insan daha önce göremediği ve yapamadığı birçok şeyi görebilir ve yapabilir. Buysa karanlık saçan sömürücülerin ölesiye korktukları bir şeydir". Bilinemezcilik, biçimle özü ayrıştırmaktan ve görünüşten gerçeğe geçememekten doğmuştur.

Antikçağ Yunan felsefesinde şüphecilik biçiminde belirmiş olan bilinemezcilik giderek bilimi yadsımaya varmış ve bilmeye uğraşmaktansa bilinemez saymanın kolaylığı ve rahatlığı içinde hızla yayılmıştır. Şüpheciler ya şüphe ettikleri için bilinemez sayıyorlar ya da bilinemez saydıkları için şüphe ediyorlardı. Onlar için bu bir yöntemdi, doğa bilimlerinden yararlanamayan düşünsel felsefenin asın tasarımlarına bir tepki olarak ileri sürülmüştü. Ama XVIII., XIX. ve XX. yüzyıl bilinemezcilerinin, böyle bir durumda bulunmadıkları gibi böylesine tepkileri de gereksemedikleri kesindir.

Ünlü bir diyalektikçinin dediği gibi, "kauçuk yapıyoruz, demek ki kauçuğun ne olduğunu biliyoruz". "Kavranamaz nesneler, bilimin dev adımlarıyla ilerlemesi sırasında kavrandılar, çözümlendiler, üstelik yeniden üretildiler. Üretebildiğimiz şeyin bilinemez olduğunu elbette düşünemeyiz. Bugün de bilmediklerimiz vardır, ama bugün bilmediklerimizi yarın bileceğimizden şüphe etmeye hiç bir neden yoktur".
_________________________
http://www.e-okul.biz
trksh isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı İle Cevapla
Cep Telefonu Sitemiz
Reklam alanlarımız
Cevapla

Tags
agnostisizm, bilgi, bilinemezcilik, hakkında, nedir

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodları Kapalı
Gitmek İstediğiniz Klasörü Seçin

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıtlar Son Mesaj
Tomacılık nedir? ÖZellikler ve hakkında bilgi trksh Felsefe-Sosyoloji-Psikoloji 0 17.07.09 10:06
Varoluşçuluk nedir? ÖZellikleri ve hakkında bilgi trksh Felsefe-Sosyoloji-Psikoloji 0 17.07.09 10:06
Karlofça Antlaşması Hakkında Bilgi: Nedir? trksh Tarih ve İnkılap Tarihi 0 25.06.09 09:46
Takvim-i Vekayi Nedir? Hakkında Bilgi trksh Tarih ve İnkılap Tarihi 0 25.06.09 09:44
Pandomim Nedir ? MİM Oyunu Hakkında Bilgi Admin Türk Dili Ve Edebiyatı Ödevleri 0 30.09.08 18:41


Tüm Saatler GMT +3. Saat: 11:16 .




5846 sayılı kanunun 25. maddesinin ek 4. maddesine göre hakkı ihlal edilen öncelikle üç gün içinde ihlalin durdulmasını istemek zorundadır.
Durdurulmadığı takdirde savcılığa başvurabilir. Eğer ihlal edilen bir durum söz konusu ise matematikcafe.net[at]gmail.com adresinden bize ulaşınız.

Haber Arapça Dersleri E-Okul matematik
Powered by vBulletin Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

Bu Forum Lisanslı Bir vBulletin Forumudur Kopyalanamaz Ya Da Çalınamaz
Design By MostSpeeD Şanlıurfa
Forum SEO by Zoints