Okulda İlk Ders
DÖNEM BAŞLANGICINDA İLK DERSİMİZ NASIL OLMALI? Okulun başladığı ilk hafta veya 2.dönemin başındaki ilk hafta öğrencilerinize dersle ilgili olsun veya olmasın ne gibi bir konuşma yapıyorsunuz? Çünkü başlangıç gerçekten çok önemli. Hele hele yeni bir okulda göreve başlıyorsanız öğrencilerin nazarları gerçekten üzerinizde oluyor. Tüm öğretmen arkadaşlarıma 1. dönemin daha verimli geçmesi dilek ve temennilerimle... 1-Evet yılın başında İngilizce ve önemi hakkında en az bir ders konuşuyoruz... Bu Konuda bir arkadaşın bir tavsiyesini okumuştum: 'Genellikle yeni öğretmen adayları derse ilk girdikleri zaman öğrenciler üzerinde iyi bir izlenim bırakmak ister.Özellikle öğrenciler sizi eski öğretmenleriyle kıyaslamaya çalışabilirler... Bunu önlemek için bence ilk ders, öğrencilerinizin bilmediği bir konudan bahsedin.. Yani onlara, o sınıfa boş boş gelmediğinizi gösterin.. Şimdi diyebilirsiniz; "Nasıl yani! Çocuklar bilmiyor diye, Kuzey Kutbundaki kutup ayıları nasıl geğirir, ondan mı bahsedeyim?" Ama bunun çok daha basit bir yolu var.. Dilini öğreneceğiniz ülkeyi tanıtın onlara.. İngiltereden, oradaki Monarşiden, hatta 8. Henryden, Londrayla Paris arasındaki Tünelden, Ülkenin bayrağından, Birleşik Krallıktan, hatta konuyu eğer öğrencileriniz 4-5-6-7. sınıfsa Vikinglere bile dayandırabilirsiniz... O zaman cocuklar size biraz daha "hımmm! " diyerek bakıyor.. Sonra bir iki tane de İngilizce öğrenme konusunda fıkra anlatın ki, "hem bilgiliyim hem de size kendimi yakın hissettim" imajı verin...Ama en önemlisi, velilere kendinizi beğendirmek istiyorsanız çocuklara fırsat kaybetmeden bir ingilizce şarkı öğretin.. Çocuk sabah-öğle-akşam bu şarkıyı dilinden düşürmeyeceği için sizin İngilizcenize laf etmeyeceklerdir... Hatta bir gün gelip size; "Hocam ne güzel öğretiyorsunuz! Bizim kız hep ingilizce şarkı söylemeye başladı" diyebilirler...'2-Sonra kuralları beraber koymaya çalışın; izin alarak konuşmak, arkadaşlarının sözünü kesmemek, derse geç gelmeme, konuşma tarzımız nasıl olmalı, dersle alakasız soru sorma olmalı mı olmamalımı? v.s. v.s... 3- İlk ders ciddiyeti mühim özellikle kalabalık sınıflarda. Okulda yeni bir öğretmenken iki hafta gülmeme ve daha sonra tebessüm etme yöntemini kullandım, gerçekten işe yarıyor... Bir de ilk derslerde selam verdikten sonra, öğrenciler nasıl "sağol" derlerse desinler; siz mutlaka beğenmediğinizi ve daha gür bir sesle söylemelerini isteyin.. ilk karşılaşma ve ilk ilişki olunca işe yarıyor....ilk baştan gülmek, sırıtmak maraz doğuruyor, özellikle bazı okul tiplerinde.. Tabi ilk iki haftadan sonra tebessüm etmek, gülmek ama ciddiyeti kaybetmemek gerekir.'Ben ciddi bir öğretmensem, ne kadar gülmeye çalışsam da bende sırıtacaktır, Ben esprili bir öğretmensem ne kadar ciddi olursam olayım bir yeri gelecek kopacağım' derseniz, başta biraz sıkı tutmanın faydası var gibi geliyor bana. Daha doğrusu ölçülü olmakta fayda var, ne öğrenci sizden çok korkmalı ne de derste disiplini bozacak kadar gevşek davranmalı.Yeni gireceğimiz bir sınıfta elbette ilk izlenim çok önemli ama bunun yanında gireceğiniz okulun ya da öğrencilerin pozisyonu da çok önemli. Yumuşak bir giriş yaparsanız, bütün yıl sınıfı susturamazsınız o yüzden ilk etapta tatlı sert olmak gerekiyor o disiplin sağlandığında her şey rayına oturuyor ve artık olduğunuz gibi görünmenizde bir sakınca kalmıyor.4-Sonra idarecilerin eline koz vermemeye çalışın. Çünkü geçmişte küçücük, hoşgörüyle karşıladıkları acemiliklerinizi ve hataları (ki bir çok kişi bu tür küçük hatalar yapsa da) ilerde menfaatleri uğruna yüzünüze vurmaya, tehdit etmeye başlayabilirler... Tanımadığınız kimseye güvenmeyin... Yüzünüze gülenlerin yarın ne yapacakları belli olmaz (Bazen sıcak ve samimi ve güvenilir ortamlardan geldiğimiz için yeni ortamlardaki kişileri geçmişteki bu arkadaşlarımız gibi zannedebiliyoruz, ama bir çoğu öyle çıkmıyor.)Son yıllarda değişen eğitim sistemine rağmen eğer öğrenci tarafından ciddiye alınmak istiyorsanız baştan ipleri sıkı tutmak, zaman zaman gevşetmek ama kontrolü elden bırakmamak gerekiyor. Baştan sizin için varsın ne derse desinler, ama sizin onlar için çırpındığınızı görmek -neticede onlar da bir şeylerin farkına varıyorlar... Size bakış açılarını değiştiriyorlar.Bizler derse girdiğimiz zaman öğretmen olduğumuzu , Peygamber mesleğini devam ettirdiğimizin bilincinde olursak kalp kırmadan , karşımızdakinin yerine kendimizi koyarak hareket edersek her şey yoluna girer. Zamanla yaptığımız fedakarlıkları öğrenciler anlamıyor diye düşüncelere kapılsak da biz yaptıklarımızı Allah için yapmıyor muyuz? (Balık bilmezse Halık bilir misali)5-Bazen de baştan sert ve ciddi görünmek de gerekli değil. En baştan tatlı ama sert olmak gerek. Öğrenciler ciddi değil; istikrarlı öğretmeni severler. Yani gülmesinde de kızmasında da dengeli olan öğretmeni. Aniden parlayan öğretmen onları şoka sokar Kuralları baştan beraberce belirleyin. Ceza vermede tereddüt etmeyin. Ceza öğrencide olumsuz düşüncelere neden olabiliyor, ama kullanılmadığı zamanda sınıf yönetiminde de sıkıntı yaşanıyor. Cezalar tamamen siz ve öğrencileriniz arasında. Verilen cezaların niteliği şu olmalı:Öğrenci hem suçunu anlamalı hem de o ceza onun faydasına olmalı. Mesela yere çöp attığını tespit ettiğiniz bir öğrenciye verilecek ceza yerleri temizletmektir.Bu aynı zamanda suçun sonuçlarını ortadan kaldıracaktır. Derste konuşan öğrenciye verilecek cezalardan biri de beş dakikalığına tahtaya çıkarıp aralıksız -serbest bir konu da olabilir- konuşmasını istemektir. Böylece öğrenci (beş dakikayı kesinlikle dolduramayacak,eveleyip geveleyecektir.) suçunu idrak edecektir. 6-Derse doğal olarak girilmeli ve doğal konuşmalar yapılmalı. Ezberden gibi planlanmış konuşmalar eksi puan getirecektir. Tatlı-sert olması gerektiği söylenen öğretmen ilk derslerinde sert imajını biraz daha baskın tutabilir daha sonra da zamanla tarzını oluşturmalı ve öğrencilerine kabul ettirmelidir. 7-Her sınıfta aynı davranmak mümkün olmayabilir. Çünkü bir takım öğrenciler yüzünden bazı sınıflarda dersi daha ciddi işlemek durumunda kalabilirsiniz. Kimi sınıflarda ise buna hiç gerek olmaz. kâh güler Kâh ağlarsınız ama ne yaparsanız birlikte yaparsınız. 8-Sınıf yönetiminde öğretilenler ile yaşanılan olaylar paralellik arz etmiyor, çünkü insanın olduğu yerde belirli kalıplardan bahsedilemez. okullar için sınıflar için her öğrenci için bir tutum belirlemeniz gerekiyor. Sınıfa girinceye kadar sınıfa girdikten sonra her şey kendiliğinden gelişir. Öncelikle güzel bir selam gülümseyerek onlara özlediğiniz anlatan gözlerle. ve hepsini şöyle bir seyretmek hiç konuşmadan. Tabi sonra ders işlemeye başlayabiliriz… 9- İzinsiz konuşmaya terbiyesizliğe pirim vermemeli. Anında ceza ifadesi şakası artık ne gerekiyorsa gelir. ilk derste dayak kesinlikle olmamalı, öğrencilere sert davranılmamalı ne olursa olsun çünkü öğrenci yıl boyu sınıfta sus pus duruyor "Acaba yanlış bir şey söylerim de dayak yermiyim" diye. 10-İlk ders iyi ayarlanmalı mümkünse zili tutturacak kadar dakik ayarlanmalı. Bu öğrenciye ciddi bir imaj veriyor. Gözlerinde bir sihirbaz gibi oluyorsunuz. Elbette gülmek espri keyifli ama ne biz 'stand up' cıyız ne de (ki en önemlisi) öğrenciler pasif tiyatro seyircisi. Sınıfta plansızlık her an bir kabusa dönüşebilir. Ama öğrencilerin durumuna ve ortama bakarak biraz gürültü patırtı sizi rahatsız etmiyorsa rahat bir ortam daha unutulmaz ve sevecen. Tabiî ki bu uğultu ve gürültü dersle ilgili olmalı. Cevap verme, ilgilenme yarışı içersindeki öğrenciler elbette bir uğultu çıkaracakladır.
_________________________
http://www.e-okul.biz
|